Çocuğun İlk Sınıf Arkadaşları

Antalya’da pedagog, klinik psikolog ve bebek psikoloğu Afife Selvitopu tarafından çocuğun ilk sınıf arkadaşıyla ilişki sürecine yönelik hizmetler görseli

Bir çocuğun hayatında bazı anlar vardır; fark edilmeden gelir ama iz bırakır. İlk adım, ilk kelime, ilk gün… Ve sonra, ilk sınıf arkadaşları. Okul kapısından içeri girerken elini biraz daha sıkı tutar, gözleri kalabalıkta bir yüz arar. Henüz adını bilmediği ama birazdan hayatına sessizce girecek çocuklarla aynı sırayı paylaşacaktır.

İlk sınıf arkadaşları, yalnızca teneffüs oyunlarının ortağı değildir. Paylaşılan silgilerde, bölünen sandviçlerde, sırada fısıldanan küçük sırlar vardır. Bazen bir kalem düşer, biri uzanıp verir. İşte o an, çocuk öğrenir: Yalnız değildir. Birlikte gülmenin, birlikte susmanın ne demek olduğunu keşfeder.

Bu arkadaşlıklar her zaman sorunsuz değildir. Küçük kırgınlıklar olur, anlaşmazlıklar yaşanır. Ama çocuk, ilk kez duygularını yönetmeyi, sınır koymayı, özür dilemeyi ve affetmeyi bu ilişkiler içinde öğrenir. İlk sınıf arkadaşları, çocuğun sosyal dünyasının temelini atar. Kimle yakın duracağını, kimden uzaklaşacağını, nasıl ilişki kuracağını bu küçük deneyimlerle şekillendirir.

Ebeveynler için bu süreç bazen uzaktan izlenen bir yolculuktur. Müdahale etmek istenir ama geri durmak gerekir. Çünkü çocuk, kendi adımlarını atarak büyür. İlk arkadaşlıklar, çocuğun kendini tanımasına yardımcı olur. “Ben kimim, başkalarıyla nasılım?” sorularının cevabı, bu küçük sınıfın içinde yavaş yavaş oluşur.

Yıllar sonra çoğu isim unutulur belki. Ama o ilk sınıf arkadaşlarının bıraktığı his kalır. Birlikte gülmenin güveni, ait olmanın sıcaklığı ve çocukluğun saf dostluk duygusu… Çocuğun kalbinde sessizce yer eder.